Дървен материал от www.emsien3.com

The best bookmaker bet365

Best bookmaker bet365 Bonus

Menu
Galatasaray'da Rota Clarence Seedorf

Galatasaray'da Rota Clarence Seedorf

Galatasaray'da teknik direktör Hamza Hamzaoğlu gitti, Mustafa Denizli ismi gündemde anca...

Farelerin Spermi, Fillerden Bile Daha Büyük

Farelerin Spermi, Fillerden Bile Daha Büyük

Bilim adamlarına göre; fareler, üreme konusunda fillerden daha ileride. Çünkü fareler kü...

Dosya Masrafı Geri Alma Vaadiyle Vatandaşı Çarpan Örgüt Çökertildi

Dosya Masrafı Geri Alma Vaadiyle Vatandaşı Çarpan …

Call center ofisinden Türkiye'deki binlerce kişiyi kredi kartı borçları yapılandırması v...

PKK Paçavrası Asmak İsteyen Teröristler Arkalarına Bakmadan Kaçtı

PKK Paçavrası Asmak İsteyen Teröristler Arkalarına…

Şırnak'ın Cizre ilçesinde Çarkendal Tepesi'ne yeniden flama asmak isteyen PKK'lı teröris...

Selfie hırsızları ele verdi

Selfie hırsızları ele verdi

Çaldıkları parayla selfie çektiren hırsızlık çetesi üyeleri düzenlenen operasyonla yakal...

Öğretmen boya badana yapıyor…

Öğretmen boya badana yapıyor…

Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerin sosyo-ekonomik durumları konusunda anket yaptı. Ankete ...

Balyoz’da çok kritik şüpheli!

Balyoz’da çok kritik şüpheli!

Balyoz davasında şok bir gelişme yaşanıyor. İstanbul 1. Ordu Komutanlığı'ndan Baransu'ya...

Sinan Oğan adaylığını açıkladı

Sinan Oğan adaylığını açıkladı

MHP'de Devlet Bahçeli'ye ilk rakip çıktı. Sinan Oğan resmen MHP Genel Başkanlığı'na aday...

31 Milyar Dolarlık Para Kül Oldu...!!!

31 Milyar Dolarlık Para Kül Oldu...!!!

Çin'de tedavülden kalkmış paralar imha edildi anceng kentinde Mart ayında hizmete giren...

Bu Çamaşırlar Hasta Ediyor...!!

Bu Çamaşırlar Hasta Ediyor...!!

GİYMEMENİZ GEREKEN 8 İÇ ÇAMAŞIRI! Sağlığınız için bu iç çamaşırlarını giymemeye ö...

Prev Next

Londra’nın göbeğinde sokak ortasında tecavüz girişimi

İngiltere'nin başkenti Londra'nın göbeğinde, neredeyse sokak ortasında meydana gelen tecavüz girişimi güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

Londra’nın göbeğinde sokak ortasında tecavüz girişimi

Daily Mail’in haberine göre, yasal nedenlerle adı gizli tutulan 20′li yaşlardaki bir kadın geçen Pazar akşamı 20.00 sularından işinden evine döndükten sonra dairesinin dış kapısını açmaya çalışırken, kimliği belirlemeyen bir kişinin saldırısına uğradı.

İlk olarak kadının eteğini kaldıran saldırgan daha sonra kadını yere atıp giysilerini çıkarmaya çalıştı. Ancak kadının kocasının çığlıkları duyarak kapıyı açması üzerine hızla olay yerinden kaçtı.

Polis olayın meydana geldiği Clapham semtindeki Kings Avenue caddesinde aynı akşam iki ayrı tecavüz girişimi daha olduğunu belirterek, üç olayın birbiriyle bağlantılı olduğunun sanıldığını duyurdu.

Scotland Yard saldırganı yakalamak için Londra çapında insan avı başlattı.

Devamını oku...

Bugün’ün Başına Paçavra Akit'in Yazarı Ersoy Dede’nin Geçtiği İddia Edildi!

Bugün gazetesinin yeni Genel Yayın Yönetmeni paçavra Akit'in yazarı Ersoy Dede olduğu iddia edildi. Dede iddiayı twitter'dan yalanladı.

İpek Medya’ya kayyum atanmasının ardından sular durulmuyor. Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt kayyum tarafından işten atılmıştı. Başyurt’un yerine Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğine Yeni Akit gazetesi yazarı Ersoy Dede atandığı iddia edildi.

Daha önce yazdığı yazılarda, “Devlet hala Bugün’e neden el koymuyor” diyen Ersoy Dede, bu iddiaları Twitter hesabından yaptığı açıklamayla yalanladı: “Bugün Gazetesi’ne GYY atandığım haberi doğru değildir..”

 

Devamını oku...

Ermenistan & Kardeşistan

 Yıllar önce 1982 senesiydi,yanlış hatırlamıyorsam.Kadıköy ortaokulunda okuyoruz.Sınıfımızda Garbis MİNASYAN adında Ermeni bir arkadaşımız vardı.Nedendir bilemiyorum ama bir gün ben ve pire Mehmet Garbis'i dövdük.O yıllarda ki ASALA olayları bizi etkilemiş olabilir.

 

 Yıllar geçtikçe ben bu olaydan ötürü çok pişman oldum.Hatta Ayhan isminde bir ortak arkadaştan selam gönderdim,ama beni tanımadığını söylemiş.Adamcağız haklı belkide bizleri IRKÇI  bir düşünce yapısında zannediyordur.O günden bu güne elim hiçbir zaman garibana-kendisini yanlız hissedene kalkmamıştır.

      Geçenlerde 9-10 senedir tanıdığım kendiside benim gibi KADIKÖY'lü olan Karakin amca dükkanıma geldi.Kendisi daha önceleri turizim işleriyle uğraşmış,bir zattır.Ben çayı koydum,otururken bir İZMİR'Lİ  birde başçavuş emeklisi URFA'LI bir Kürt ağabeyimiz geldi.

      Çayımızı yudumlarken  Ermeni amcamız anlattı, bizler dinledik.Biz dedi OSMANLIDA 16 PAŞASI OLAN MİLLETTİK.Dış güçler bizimkilerin birazını kandırmışlar,onların gazıyla istenmeyen olaylar yaşanmış.Daha sonraları Asala,işid,pkk ve diğer terör örgütüyle ülkeye zarar vermeye hatta ülkeyi bölmeye yeltendiler dedi.Bunu söylerken inanın  bir TÜRK  gibiydi.Ne zorun varda bu topraklarda huzuru bozarsın,KARDEŞ KARDEŞ yaşamak varken diyordu.Hepimiz saygıyla onu dinledik,giderken kusura bakmayın başınızı ağrıttım dedi;ama başımızın içini aydınlattı.

      Burdan HRANT DİNK ağabeyimizi sayğıyla anar; hep doğruları söylemeye çalıştığı içinse ayrıca teşekkür ederim.

Benim için canımdan öte iki değerli unsur vardır.Bir KURAN'I KERİM birde TÜRK BAYRAĞIDIR.ALLAH hepimize bu bayrağın altında hep beraber kıyamete kadar yaşamayı nasip  etsin!.....Birde Şimdiki duruma Bakıyorum da başımızda ki bizi yönetenler bir koltuk hevesiyle kardeşi,kardeşe kırdırıyorlar Allah Milletimizi ve Ülkemizi Kötülük içleri kin,nefretle dolu kişi ve kişilerden korusun.

RadyOrjinal : Hamal Namık

Devamını oku...

Ankara katliamı için savcılık açıklaması

Başsavcılık; Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nu yalanladı Gar saldırısının arkasında İŞID olduğunu açıkladı.

 

Ankara Cumhuriyet Başsacılığı, 102 kişinin ölümüyle sonuçlanan Ankara saldırı ile ilgili açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve AKP sözcülerinin ”Kokteyl örgüt” diyerek PKK dahil birçok örgütü işaret ettikleri Gar saldırısının altından sadece İŞID çıktı. Açıklamada “Saldırının amacı seçimleri ertelemekti. Seçim sabote edilerek siyasi istikrar bozulmak istendi.” denildi.

“HÜKÜMET KURULMASINI ZORLAŞTIRMAK İÇİN”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyallerden edinilen verilere göre Ankara Garı önündeki saldırının amaçlarından birinin “Yaklaşan seçimleri sabote ederek siyasi istikrarı bozmak ve seçim sonucunda çıkacak siyasi tablodan herhangi bir şekilde hükümet kurulmasını zorlaştırmak” olduğunu açıkladı.

HDP MİTİNGİNDEKİ PATLAMAYLA BAĞLANTILI

Ankara Garı’ndaki patlamayı yapan terör örgütünün, Mersin ve Adana’daki HDP saldırılarını, Diyarbakır’daki HDP mitingindeki bombalama eylemini ve Suruç’taki bombalama eylemini gerçekleştirdiklerine dair kuvvetli deliller bulunduğuna dair ifadeler içeren Başsavcılık açıklamasında soruşturmayı yürüten memurlara da teşekkür edildi.

Başsavcılığın açıklaması şöyle:

1-19.10.20l5 tarihli yazılı basın bildirimizde isim paylaşılmaksızın bazı şüphelilerin evlerinde yapılan aramalar da ele geçirilen materyallerden bahsedilmiştir.

Konuya dair daha önceki bildirimizin 5-g maddesinde belirtilen silahların ve bombaların ele geçirildiği evde ayrıca çok sayıda dijital materyale de el konulmuştur.

2-Ele geçirilen dijital materyallerin içeriklerinin çözümüne ilişkin dair emniyet birimlerimizce başlatılan çalışmalar halen devam etmektedir.

Çok sayıda elde edilen dijital materyallerin bugün itibari ile yaklaşık %5′lik gibi çok az kısmı çözülebilmiştir. Açılan dijitallerden elde edilen verilerde menfur Ankara saldırısını düzenleyen örgüte dair çok önemli bilgiler elde edilmiş olup, hali hazırda uygun görülen bir kısmı aşağıda açıklanmıştır.

Buna göre;

a)Söz konusu örgüt Gaziantep merkezli olarak hücre tipi bir yapılanma modeli oluşturmuştur.

b)Gaziantep’teki bu örgüt grubunun doğrudan Suriye’deki DEAŞ terör örgütünden talimat alarak Türkiye genelinde eylemler planladıkları anlaşılmıştır.

3 -İncelenen kayıtlara göre ;

a)Söz konusu terör örgütünün, Mersin ve Adana’daki HDP saldırılarını, Diyarbakır’daki HDP mitingindeki bombalama eylemini ve Suruç’taki bombalama eylemini gerçekleştirdiklerine dair kuwetli deliller bulunduğu,

b)Bu terör örgütüne Suriye’deki örgüt merkezinden düzenli para akışının olduğu,

c)Bu terör örgütünün yurt içinde daha bir çok eylemleri planladıkları,

d)Özellikle Suriye’den mülteci olarak yurdumuza gelmiş olan ve terör örgütleri ile bağlantısı bulunmayan Suriye’li gençleri örgüte çekmeye çalıştıkları,

e)Suriye’den PKK ve DEAŞ’e karşı olan tüm gruplara yönelik eylem yapma izni aldıkları, aynı şekilde yurdumuzda yaşayan hristiyan ve yahudilere karşı da eylem yapmak amacıyla aynı ülkeden izin almak için gayret gösterdikleri

f)Yurt içindeki bir askeri üsse yönelik canlı bomba eylemi yapmayı planladıkları tespit edilmiştir.

4-Ele geçirilen dijital kayıtlarda 10.10.2015 günü Ankara Garı önünde meydana gelen patlamaya dair şu yeni bilgilere ulaşılmıştır;

a)Söz konusu terör örgütü Ankara’da Sıhhiye meydanında yapılması düşünülen barış
mitingine katılacak grupları açık kaynaklardan tespit ederek bu gruplara karşı bombalama eylemi gerçekleştirmek amacıyla hedef tespiti yapmıştır.

“SEÇİMİ ERTELETMEK İSTİYORLAR”

b)Gerçekleştirilen terör eyleminin sonuçlarından neler beklediklerini kendi içlerinde
değerlendirmişlerdir. Eldeki dijital materyallerden edinilen bilgilere göre, bu eylemleri
aşağıdaki amaçlara ulaşmak için gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir;

-Yaklaşan seçimleri sabote ederek siyasi istikrarı bozmak ve seçim sonucunda çıkacak siyasi tablodan herhangi bir şekilde hükümet kurulmasını zorlaştırmak,

-Bombalama eyleminde hedef seçtikleri kitleye karşı saldırıyı gerçekleştirip, bu sebeple hedef seçtikleri kitlenin marjinal kesimlerini sokağa dökmek, protesto ve eylemleri çoğaltıp ülkeyi istikrarsızlığa, kavgay a ve kargaşaya sürüklemek,

-Yine kendi gerçekleştirdikleri bu eylemden devletin sorumlu tutulmasını sağlayarak PKK’nın Türkiye’ye saldırılarını meşrulaştırmak,

-Eylemi başkent Ankara’da gerçekleştirerek Türkiye’ye gözdağı vermek,

-Terör eylemlerini yaygınlaştırıp 1 Kasım genel seçimlerini erteletmek,

6-Terör örgütünün Ankara Garı’ndaki bombalama eylemini Suriye’de ki örgütten aldığı izinle gerçekleştirdiği, bu eylem için özellikle Türk uyruklu canlı bombacı talep ettikleri, yukarıda belirttikleri amaçları Suriye tarafıy|a paylaştıkları tespit edilmiştir. Anlatılan konularla ilgili olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve istihbarat Şube Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan 20 kişilik ekip ile dijital verilerin çözümü çalışmaları devam etmektedir.

POLİSLERE TEŞEKKÜR

Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada en başından beri başarılı ve titiz bir çalışma sergileyen ve olayın aydınlatılmasında büyük gayretleri olan Ankara İl Emniyet Müdürlüğümüzün ilgili birimlerindeki amir ve memurlarımızı da tebrik ederiz. Soruşturmamız derinleştirilerek devam etmektedir.

Devamını oku...

Kayyum kelepçesi

Koza İpek Grubu'nun medya organlarına kayyum atanmasını protesto edenlere polisten görülmemiş bir müdahale geldi.

Kayyum kelepçesi

İpek Medya Grubu’na yapılan kayyum ataması, bugünde şirket önünde protestolara sahne oldu. Kanaltürk binası önündeki protestolarda polis plastik kelepçe kullandı. Ancak, plastik kelepçe takılan kişiler gözaltına alınmadığı gibi kelepçeleri de polis tarafından açılmadan öylece caddeye bırakıldı.

 

Polis kelepçelediği medya çalışanlarını daha sonra kolkola giren polislerin oluşturduğu güvenlik şeridinin dışına bıraktı. Yaklaşık 3-4 çalışanın plastik kelepçe takıldıktan sonra caddede serbest bırakılması ise kameralara yansıdı.

 

Plastik kelepçe takılan çalışanlar bina önünde ilerleyerek basın mensuplarının önüne kadar gittikten sonra ellerindeki plastik kelepçeler arkadaşları tarafından kesildi.

Devamını oku...

Fuat Avni’den muhalif basın iddiası

Twitter fenomeni Fuat Avni, 1 Kasım seçimlerinden sonra başta SÖZCÜ olmak üzere muhalif medyaya operasyon olacağını iddia etti.

Twitter jurnalcisi Fuat Avni, sabaha karşı akıl almaz iddialarda bulundu. Avni, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir Saray darbesi planladığını bu durumun yakın çevresinde bile endişeye yol açtığını iddia etti.

Öte yandan Fuat Avni, cemaat medyasına yapılan operasyonun ardından içlerinde kurumumuz SÖZCÜ gazetesinin de bulunduğu muhalif basına bir dizi operasyon yapılacağını iddia etti.

“1… uzun zamandır planladığı Saray darbesini hayata geçirmek için son kozlarını oynuyor. Planlarını hızlıca devreye soktu.”

“MİT Yasası ve benzeri yasalarla kendi darbesine zemin hazırlamıştı. Devlet içinde devlet kuruyor.”

“Darbe için ihtiyacı olan silahlı gücü, kendi özel kuvvetleri ve emniyet üzerinden gerçekleştirmeyi planlıyor.”

“Tek başına iktidar olamayacağının farkında olan …, yaptığı darbeyi kitlesine kabul ettirmek için medyada muhalif ses istemiyor.”

“İstihbarat, güvenlik ve yargı başta olmak üzere Saray darbesine evet diyecek alternatif yapılar oluşturuldu.”

“Saray darbesi gerçekleştirmek için her yolu deneyen …’in derdi şimdilik başkanlık değil Başkomutanlık.”

“Hükümet ve bakanlıklar feshedilmiş durumda. Tüm planlar ve ülke yönetimi, etrafındaki avanelerce yürütülüyor.”

“İpek Grubu’na yapılan çökme operasyonunun devamı gelecek. Sırada, Sözcü, Cumhuriyet ve Doğan Grubu var.”

“Avaneler ‘Efendim istediğimiz düzeni kurmada ısrar edersek askerden itiraz gelmez mi?’ dediler.”

“…, asker ifadesini duyunca küplere bindi. ‘Şimdiye kadar onlar ne dediyse o oldu, o devir kapandı sıra artık bizde’ dedi.”

“Başta asker olmak üzere farklı kurumların Saray darbesine karşı çıkacak olması umursanmıyor. Planlar onların rağmına gerçekleştirilecek.”

“MİT, emniyet ve yargı içinde hukuksuz bir şekilde ….’in avanelerine bağlı çalışan klikler oluşturuldu. … kendini devlet sanıyor.”

“İsrafsaray etrafında kurulan bu yapıyı kendi kitlesine kabul ettirebilirse Saray darbesi ilan edilmiş olacak.”

“Devletin bütün kurumlarıyla kavga etmeyi ve kendine başkomutanlık payesi çıkarmayı düşünen … muhakemesini kaybetmiş durumda.”

“Makul insanların, İsrafsaray’a böyle bir şeyin felaket olacağını anlatması …’i ikna etmek yerine daha da kudurttu.”

“…, giderayak ülkeyi felakete sürüklüyor. Etrafındaki üç beş kişiden başka herkes felaketin farkına vardı. Ağızları bıçak açmıyor.”

“Ne ümittir yazdığım ne hayal satıyorum. Ümitvar olun ve asla yılmayın, siz direndikçe … titriyor.”

Devamını oku...

Komünist Parti, TRT’den seslendi!

Komünist Parti’nin TRT’deki ilk seçim konuşmasını yapan Eda Genç, “Ülkemiz 2015 Kasım seçimlerine bir deliyle giriyor” dedi.

Seçimlere bir haftadan kısa bir süre kala parti temsilcilerinin konuşmalarının yayınlandığı TRT’de söz sırası Komünist Parti’deydi. Parti adına konuşan Eda Genç, TRT ekranlarından ‘deli‘ göndermesi yaptı. Ülkenin seçimlere bir ‘deliyle‘ girdiğini söyleyen Genç, “Ülkenin bir bölümü ona neredeyse tapıyor. Cinayetlere, savaş suçlarına, katliamlara ortak olmuş, bunlar için emir vermiş, silah vermiş, onay vermiş. Yine de arkasındaki destek kolay eksilmiyor” dedi. Genç konuşmasının devamında da, “Bunları değişmesi gereken, yıkılması gereken sömürü düzeni yaratmıştır. ‘Şu küçük dağları ben yarattım’ diyen deliyi de… Bu düzen devam ettikçe bir deli gider, bir deli gelir” ifadelerini kullandı.

‘KOMÜNİST PARTİ’DEN TRT’DE ERDOĞAN HAKARETİ’

Bu açıklamalar özellikle AKP’ye yakınlığıyla bilinen medya organlarında infial yarattı. Haber7, Sabah, Star ve Yeni Şafak gibi siteler Genç’in konuşmasını ‘Komünist Parti’den TRT’de Erdoğan’a hakaret!’ başlığıyla duyurdu.

İŞTE KOMÜNİST PARTİ’NİN TRT’DE YAPTIĞI KONUŞMA

“İnanın!

İnsanlığa, gelecek güzel günlere, iyiliğe: Sosyalizme

İçine itildiğimiz kan gölü, şu günlerde yaşadıklarımız, sermaye düzeninin ve emperyalizmin siyaset tarzıdır. Bu düzen değişmedikçe, barış da savaş da kanlı siyasetin, halk düşmanı katliamların ve büyük çatışmaların içinde şekillenecektir. Kardeşlik için de, barış için de, birlik için de bu düzen değişmelidir. Yol budur.

İnançsızlığın, umutsuzluğun, kararsızlığın ve korkaklığın insanlığın geleceğinde yeri yok.

Ülkemiz 2015 Kasım seçimlerine bir deli ile giriyor.

Ülkenin bir bölümü ona neredeyse tapıyor. Cinayetlere, savaş suçlarına, katliamlara ortak olmuş, bunlar için emir vermiş, silah vermiş, onay vermiş. Yine de arkasındaki destek kolay eksilmiyor.

Ülkenin bir başka bölümü ise ülkede her şeyin onun tarafından yapıldığını düşünüyor. Onun kuyuya attığı taşları çıkartmakla uğraşırken, bir yandan da onun çok güçlü olduğuna, ondan kurtulmak için ne gerekiyorsa yapmamız gerektiğine inanıyor.

Sorun, bir tane deliyle baş edemememiz değildir.

Sorun, bu ülkede bir düzen değişikliğine, bunun mümkün ve üstelik zorunlu olduğuna inancın kalmamış olmasındadır.

Akla, aydınlığa, eşitliğe inancını yitirenler bu ülkeyi yobazlığa teslim etmiştir.

Komünist Parti olarak, yaşadığımız sorunların faturasını başka siyasetçilere çıkararak sorunlardan sıyrılamayız.

Ama “halkın yanında” görünen siyasetlerin yaşadıklarımızdaki payını da ısrarla vurgulayacağız.

Sorun halk muhalefetini kendisine mahkûm gören CHP’dir. Uzun süredir tek yaptığı milyonları düzen değişikliği fikrinden uzak tutmak olan bu yapıcı muhalefet kurumunun suçlarını unutamayız. Bu parti, emekçi halkımızın ona gösterdiği teveccüh ne olursa olsun, bir sermaye partisidir. Sermayenin ve emperyalist merkezlerin canını sıkmamak, onları korkutmamak için seçtiği “yapıcı, yumuşak” muhalefet yolu hem AKP’yi hem de başındaki diktatörü azdırmıştır. Çarşaf açılımı, müftü adaylar, tarikat ilişkileri derken, “artık daha fazla bozamaz” dediğimiz CHP, MHP’li cumhurbaşkanı adayları ile kendisine umut bağlayanların karşısına çıkabilmiştir. Özelleştirmeleri, taşeronlaştırmaları, sermayeye verilen ödünleri seyreden CHP, bizzat kendi belediyelerinde izlediği işçi düşmanı politikalarla yine “daha fazla bozmayı” başarmıştır. Bu partinin iyi bir derse ihtiyacı vardır. Bu ülkede halk muhalefetinin sermaye partilerinin, düzen partilerinin elinden kurtarılmaya ihtiyacı vardır. Bu yüzden aslında bir açıdan sorun güçlü bir Komünist Parti’nin önemini halkımıza anlatamamış olmamızdır.

Sorun Kürt sorununun çözümünü düzen güçleriyle müzakerede arayan HDP’dir. Halkçı bir işçi sınıfı hareketinin ülkeye ağırlığını koyamamış olmasını kendi konumlarına gerekçe yapan Kürt siyasetçileri, “sosyalistler, komünistler ortada yok, biz de çözümü AKP ile, TÜSİAD ile arıyoruz” diyebiliyor.

Oysa düzen karşıtı siyasal hareketlerin kendisi dışında var olmasına bile tahammül edemeyen HDP, kendi muhataplarını böylece kendisi belirlemektedir. AKP ile bir yandan savaşıp bir yandan müzakere edilirken, müzakere masasına da NATO ve ABD davet edilmektedir.

Komünist Parti, bir de bu yüzden güçlendirilmelidir. Sorunu çözecek olan, komünistlerin, Kürt sorununu vur kurtul diyen faşistlerle, ver kurtul diyen liberallerin insafına bırakmayacak bir güce ulaşmalarıdır.

“Her iki tarafta da analar ağlamasın” cümlesini bir temenni ya da savaşan tarafların birbirine karşı propagandası olmaktan çıkaracak olan budur.

Dert bizde, derman ellerimizde…

Kendi gücümüze inanmak zorundayız. Bu gücün ülkeyi değiştirebileceğini bilelim.

Ortadoğu’nun göbeğinde, bu savaşlar coğrafyasında, savaşı bir delinin kışkırttığını, kendisini kurtarmak için içeride ve dışarıda savaş çıkardığını düşünmek yanlıştır.

Emperyalizmi, uluslararası gericiliği ve halkların bunlara teslim oluşunu görmek, içine girdiğimiz kanlı savaş tünelinin kaynağında bunların olduğunu bilmek gerekir.

Bölgemizde, devrimci, halkçı, komünist partiler güçlenirse, Kürt, Türk, Arap, Yunan, Kafkas ve Balkan halklarına bu partiler yol gösterebilirse bu kanlı kargaşa son bulabilir.

Her türden milliyetçi partiler, etnik hareketler, emperyalizm yandaşları, para babalarının partileri yalnızlaştırılmalıdır.

İş kazalarını, aşırı sömürüyü, yoksulluğu görmemek mümkün mü? Ya kadın cinayetlerini, derin adaletsizliği?

Bunları değişmesi gereken, yıkılması gereken sömürü düzeni yaratmıştır. “Şu küçük dağları ben yarattım” diyen deliyi de…

Bu düzen devam ettikçe bir deli gider, bir deli gelir.

Oysa düzen değişikliğinin korkusu bile çürümüş yapıları, akılsız diktatörleri hizaya getirecektir.

Türkiye’nin Komünist Partisi diyor ki,

Aydınlarımız, gençlerimiz, öncü işçilerimiz bu düzenin çürümüş yapılarında, artık bir tarihsel yalana dönmüş parlamentosunda gelecek aramasınlar.

Düzeni değiştirecek, eşitlik ve özgürlüğün ülkesini kuracak olan bu ülkenin Komünist Partisidir. Onun büyümesi, güçlenmesidir.

Bunun dışındaki tüm öneriler, sadece düzeni sağlamlaştırır.

Bu koşullarda AKP gitmiyor “aman bari koalisyon olsun” mu diyeceğiz?

Sermayenin kanlı siyaseti korkutma, kan dökme ve şantaj üzerine kurulu.

Patlayan bombalarla, korku salarak yönetmek onların işi. Sadece AKP değil, milli ve uluslararası kötülük odakları kötünün iyisine razı etmek için halkın beynini kanla yıkıyor.

Gözü korkutulan halkın sandığa sarılması herkesin işine geliyor.

Biz 2015 Türkiyesi’nde işe bu yalancı kurtarıcıdan kurtularak başlamak gerektiğini düşünüyoruz.

2013 Haziran’ında öyle uzun hesaplar yapmadan sokağa çıkmış bir halk vardı. Düzenle köprülerini atmış, AKP’nin “halk iradesi, sandık çoğunluğu” gevelemelerine hiç meydan bırakmamış bir halk. Kimse, “hükümet istifa” diye bağırırken, “seçimler gelsin de oyumuzu kullanalım, sandıktan çok çıkarsak biz kazanmış oluruz” diye düşünmüyordu.

Bugünse “sandıktan hangi koalisyon çıksa daha iyi olur” hesapları halkın aklına nefes aldırmıyor.

Gericilikle hesaplaşmak, onu yenmek gerekir. Gericilik bir adım iki adım geriletilmez. Gerici partinin iktidarı mutlak olmaktan çıkıp koalisyona döndü diye, yobazlık yenilgiye uğratılmış olmaz.

Komünist Parti, güçlendirilmiş bir devrimci partinin gericiliği yenmek için ilk zorunlu şart olduğunu söylüyor.

Komünist Parti’ye oy vermek, kararlılığı güçlendirmektir.

Bugün, 1 Kasım seçimlerinden önce ülkeye yayılan bir yeni korku dalgası var: Faşizm.

Meclis komisyonlarında yumruklar konuşmaya başladığında, vekiller, hukuk insanları AKP’nin tetikçi vekillerinin saldırılarına uğradığında yapacak şey bulamayan, “böyle mecliste bizim yerimiz yok, bu meclis halkın değil zorbaların meclisidir” diyemeyen CHP’yle mi faşizmi durduracağız?

Bir de HDP var. Neredeyse on yıldır stratejisi, AKP ve Tayyip Erdoğan’ı “birlikte anayasa yapmaya zorlamak” olan HDP ile mi faşizmi durduracağız!

AKP’nin ileri demokrasi demagojisinin yıllarca en büyük dayanağı olmuş “çözüm süreci”ni, hem de kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklara sonuna kadar destek vererek yürütmüş olan HDP ile faşizmi durduracağız, öyle mi?

Yeni sosyal demokrasi denilen reform bloku, devrime küsmüş devrimcilerle, sosyalizme inancını yitirmiş sosyalistlerle, işçilerin yüzde 1’ini sendikasına örgütlediğinde kendini işçi sınıfının temsilcisi sanan sendika bürokrasisiyle durdursun faşizmi! Biz faşizmin bunlarla durdurulacağına inanmıyoruz.

Peki, biz komünistler şimdiye değin ne yaptık?

2004’te “Boşvermeyin” dedik. Gerici iktidar bir yandan Avrupa Birliği’ne giriş hikâyeleri çevresinde tüm ülkeyi toplamış, bir yandan da dinci gerici politikalarını hayata geçiriyordu. “Bir şey olmaz, nasılsa ordu var” diyenlerle, “onlar çok değişti, gizli ajandaları yok” diyenler hep birlikte ülkeyi aynı yola sürüklüyordu: Boşvermişlik egemen kılınmıştı. Avrupa Birliği’nin tatlı yalanları ile uyutulan halk AB’den “helal” damgalı bir saltanat rejimine doğru gidiyordu.

2007’de “Sürüden ayrılma zamanı” dedik. Türkiye’nin bir yarısı Gülen – Erdoğan ikilisinin peşine takılmış “demokratikleşiyoruz, sivilleşiyoruz” diyerek uçuruma doğru sürükleniyordu. Ülkenin diğer yarısı ise AKP’yi her sıkıştığında kurtarmayı görev bilmiş düzen muhalefetinin kavalıyla oyalanıyordu. Sorun da çözüm de pek değişmedi: Sürüden ayrılmak gerekiyor.

2011’de “Boyun eğme” dedik. Halkı sürüleştirerek kendi egemenliğini daim kılanların karşısında başımızı dik tutarsak kazanabiliriz dedik. “500 bin boyun eğmeyen arıyoruz” sloganıyla söylediğimiz çok basitti aslında: Bu ülkenin Komünist Partisi güçlenirse, bu halk gericiliğe, Amerikancılığa, paranın saltanatına boyun eğmez.

Komünistlerin 2002 yılından beri parti olarak katıldıkları tüm seçimlerde bir tane kuralları oldu: Seçim döneminde ne diyorsak, seçimlerden önce de, seçimlerden sonra da mücadelemizi onun üzerine kurduk.

Türkiye’nin komünistleri 2002 yılında seçimlere paranın saltanatına meydan okuyarak girdi. Biz varız dedik! Paranın saltanatı varsa bunun karşısında halkın tek dayanağı Komünist Parti’dir. O gün de bugün de söylediğimiz bu.

Saltanat düşkünü yobazlarla, Osmanlıcılarla mücadele ederken bu sözümüzü hiç unutmadık.

Sülo ağa gider, Tayyip sultan gelir. Sultanlar değişse de saltanat hep aynıdır: Paranın saltanatı.

Sultanlarla kavgamız var. Ağa, paşa, sultana yer yok bizim iktidarımızda.

Ama asıl kavgamız paranın saltanatı ile. Patronlara, sömürücü zengin takımına, açlığın ve yoksulluğun, karanlığın ve yobazlığın asıl nedeni olan para babalarına verilecek dersimiz var.

Bunu, solculuğun ilk kuralını unutmuş olanlar, TÜSİAD’ı Kürt sorununa ılımlı yaklaşan bir hayır kurumu, Soros’u parasını dünyaya demokrasi getirmek için kullanan sevimli bir ihtiyar sanan her türden solcular…

Biz komünistiz. Ve paranın saltanatını yıkacağız.

10 Eylül 1920’de kurulan Türkiye Komünist Partisi’nin 95. yılında, seçimlere giriyoruz.

Ve diyoruz ki, “Biz seçimimizi yaptık.”

Siz de yapın, meclise sokulacak yalandan vekilleri değil Komünist Parti örgütlerinin tüm ülkeye yayılan örgütlenmesini seçin.

İnanın; insanlığa, gelecek güzel günlere, iyiliğe: Sosyalizme!”

Devamını oku...

İpek Medya’ya olaylı kayyum ataması!

Polis ekipleri kayyum kararını tebliğ etmek için Mecidiyeköy'deki Koza İpek Grubu binasına geldi. Polisin müdahalesi çok sert oldu.

İstanbul’da İpek Medya Grubu binasına ‘kayyum tebligatı’ için gelen polisler dün gerekli belgeleri olmadığı için içeriye girememişti. Bugün saat 07:00 sıralarında polisler yeniden binaya geldi. İpek Medya binası önünde bekleyen gruba polis müdahale etti. Polisin müdahalesinin ardından kayyum heyeti binaya girdi. Heyet yayını kesmeye çalışıyor, kanal yöneticilerinin direnişi ise sürüyor.

FOTO:Cihan

GECE BOYUNCA BEKLEYİŞ SÜRDÜ

Kayyum atanması kararı verilen İpek Medya grubunun Şişli’deki binası önüne saat 04.30 sıralarında çevik kuvvet polisleri ile TOMA’lar konuşlandırıldı. Gece boyunca medya grubuna destek vermek için bina önünde bekleyen vatandaşlar da polisin gelişini alkışlarla protesto etti. Durumu haber olan CHP’li Mahmut Tanal da bina önüne geldi. Basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Tanal, kayyum atama kararlarının hukuki olarak nasıl tebliğ ve infaz edilmesi gerektiğini anlattı. Tanal, yapılanların hukuki olmadığını vurguladığı konuşmasında karara itiraz süresi dolmadan ve karar kesinleşmeden polis zoruyla bir infazın yapılamayacağını vurguladı.

 

Sabaha karşı polisin televizyon binası önüne konuşlandırılmasını da değerlendiren Mahmut Tanal, “Bu TOMA’lar gitsinler Güneydoğu’da sınırlarımızı korusunlar. Terör örgütleri cirit atıyor, terör örgütlerinin cirit attığı Güneydoğu’da sınırlarımız kevgir gibi gelmiş televizyon basıyorlar ya” şeklinde konuştu. Tanal, polisin konuşlanmasıyla emniyetin mobing uyguladığını savundu.  CHP Milletvekili Eren Erdem de Anayasanın 30. Maddesi’ne göre hiçbir basın kuruluşuna suç aygıtı kabul edilerek el konulamayacağını vurguladı. Yapılan işlemin hukuksuz olduğunu belirten Erdem, kanunların herkes için bağlayıcı olduğunun, polis ve yargı mensuplarının da hukuka uymak zorunda olduğunun altını çizdi.

 

MÜDAHALE GELDİ

Saat 07:00 sıralarında ise polis bina önünde bekleyenlere müdahale etti. Organize Şube Müdürlüğü’ne bağlı polis ekipleri, kayyum atamasını infaz için binanın zincirli kapısını kırmaya çalıştı.

 

Bu sırada büyük bir arbede yaşandı. Polisler, CHP’li Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda vatandaşa müdahalede bulundu. Binanın kapısı itfaiyenin yardımıyla kırıldı. Bahçeye giren polisler şirket çalışanlarına müdahalede bulundu.

 

Kayyum heyeti binaya girdi.

Televizyonların reji odasına giren ekipler, yayınını devralmaya çalışıyor. Bugün TV Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros ile kanal yönetimine el koymak için gelen kayyum Ümit Önal arasındaki diyalog canlı yayına yansıdı.

Tarık Toros: Kanalın genel yayın müdürü benim. Neden kameranın arkasına geçiyorsunuz? Bu yayın devam edecek. Yayına müdahale edemezsiniz. Yayını yayın müdürü götürür.

Ümit Önal: Ben sizi görmeye geldim. Buyrun yukarı çıkalım.

Tarık Toros: Yayına müdahale etmeyin. Titriniz nedir sizin? Arkadaşlar herkes işine baksın. Göreviniz nedir?

Ümit Önal: Çok saygısızsınız.

Tarık Toros: Burası benim kanalım, ben bu kanalın genel müdürüyüm. Hangi hakla benim yayınımı durduruyorsunuz?

Ümit Önal: Sizi yukarıda bekliyorlar.

Tarık Toros: Bu kanalın her dakikasının kontrolü benim. Yayına müdahale edemezsiniz. Kayyumun böyle bir yetkisi yok.

Ümit Önal: Benim burayı yönetmeme müsaade edin. Hiçbir kimseyle ilişki kuramadım. Mesai arkadaşlarım lütfen benimle gelir misiniz? Birlikte dışarı çıkacağız, sizlerle kol kola birlikte çıkalım. Bana yardımcı olun beraber çıkalım buradan.

Devamını oku...

‘Türkiye ve Suudi Arabistan Rus uçaklarını vuracak’

Lübnan'da yayınlanan El-Ekber gazetesi, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın Rus uçaklarına karşılık Suriye'deki muhaliflere füze vereceğini iddia etti.

Lübnan’da yayımlanan El Ekber gazetesi, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın, Rus uçak ve helikopterlerinin saldırılarına karşı Suriye’deki muhaliflere Ukrayna ordusuna ait SAM-8 ve SAM-9 füzelerini vereceğini ileri sürdü.

Gazete, Türk-Suudi planına göre, Ukrayna ordusundan satın alınacak füzeler Suriye’nin kuzeyindeki muhalif güçlere verilerek bu güçler Rus uçak ve helikopterlerine karşı takviye edilecek.

MOSKOVA YENİ BİR STRATEJİ GELİŞTİRİYOR

Plana Rusya ile dolaylı savaş halinde olan Ukrayna’nın da onay verdiğini ileri süren gazete, söz konusu istihbarata ulaşan Moskova’nın da buna göre yeni bir strateji geliştirme kararı aldığını iddia etti.

Devamını oku...

Havada kalp krizi uçağa acil iniş yaptırdı, yolcu taşkınlık çıkardı

Havada kalp krizi uçağa acil iniş yaptırdı, yolcu taşkınlık çıkardı

DİYARBAKIR’dan dün akşam 21.15’te kalıp, İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’na inmek isteyen Anadolujet uçağı, bir yolcunun kalp krizi geçirdiği endişesiyle geri dönüş yapıp, acil iniş yaptı. Yolcuya ilk müdahale, havaalanında uçakta yapılıp ambulans ile hastaneye kaldırılırken, güvenlik gereği el bagajlarının kontrol edileceği anonsu, bir vatandaşı çileden çıkardı. Alkollü olduğu iddia edilen taşkınlık çıkaran yolcunun görüntüleri bir vatandaşın cep telefonuna saniye saniye yansıdı. 

Diyarbakır’dan İstanbul Sabmiha Gökçen Havaalanı’na gitmek için annesiyle 21.15’te kalkış yapan Anadolujet uçağında annesi ile birilkte bulunduğunu belirten bir kadın yolcu, kalkıştan 30 dakika sonra bir yolcunun fenalaşması üzerine anons yapıldığını belirtti. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen kadın yolcu, "Ben dün akşam 21.15 Anadolujet Uçağı ile Diyarbakır’dan İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’na gitmek için annemle yola çıktık. Uçak kalktıktan 30 dakika sonra saat 21.40 sıralarında ar bir yolcu fenalaştı. ’Uçakta doktor var mı?’ diye anons yapıldı. Tesadüf 2 doktor varmış. Doktorlar hemen muayene yaptı. Kalp krizi teşhisi konuldu. Pilot hemen anons etti, acil iniş yapmak için Diyarbakır’a geri dönüyoruz" dediğini belirti.

 

Uçağın Diyarbakır’a 22.10 sıralarında iniş yaptığını belirten kadın yolcu, "Çok hızlı bir şekilde ambulans geldi, hastaya ilk müdahale falan, aldılar hastayı. Biz inmedik. Sonra güvenlik gereği el bagajlarını bizler uçağın içindeyken kontrol edileceği anonsu yapıldı. Kontrole başladılar. Orada bizim yanımızda olan ve alkollü olduğu söylenen bir yolcu taşkınlık çıkardı" dedi. Taşkınlık çıkaran yolcunun tuhaf hareketlerde bulunduğu ve yanındaki koltukta oturan yolcudan içki isteğinde bulunduğu belirtildi. Uçak hosteslerinin el bagajlarını kontrol ederken tepkisini gösteren bu vatandaşın bağırmaya başlayıp, küfür etmeye başladığını belirten kadın yolcu, şunları anlattı: "Hostesler korkup, havaalanı güvenliği çağrıldı. Sonra bu şahıs polisi görünce çıldırdı, ’beni kimse buradan indiremez. ben inersem herkes iner’ tehditleri savurdu. Havaalanı polisi vatandaşı güçlükle ikna etmeye çalışırken küfür etmeye, saldırmaya çalıştı. Polis, oturduğu yerdeki koltuktan vatandaşı çıkarmaya çalışırken arbede oluştu. Polise saldırmaya kalkınca, diğer polisler de yolcuyu etkisiz hale getirip, indirerek uçaktan indirip, gözaltına aldı" dedi.

Devamını oku...

Öldürülen IŞİD'lilerden biri...

Öldürülen IŞİD'lilerden biri...

Diyarbakır’da pazartesi günü IŞİD’e ait evlere baskın düzenleyen ve 7’si ölü 19 IŞİD mensubunu ele geçiren polis üç kişiyi daha yakaladı. İkisi kadın üç şüpheli gözaltına alınırken öldürülenlerden birinin Suriye’de 'IŞİD Kadı'sı, bir diğerinin de komutan düzeyinde olduğu saptandı. Emniyet'e göre hedef seçim mitingleriydi.

 

Diyarbakır'da IŞİD'e yönelik düzenlenen operasyonların ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı. Operasyonda öldürülen 7 kişiden 5'nin kimliği belirlendi ve bu kişilerin Bingöl nüfusuna kayıtlı olduğu ortaya çıktı. Kendisini patlatan canlı bomba ile diğer kişinin ise kimlik belirleme çalışmaları devam ediyor. Gözaltına alınanların sayısı 15'e çıkarken, bu kişiler arasında IŞİD'in bölge emiri olduğu değerlendirilen N.T. de yer alıyor.

 

Kimlikleri tespit edilen teröristler arasında daha önce IŞİD'in canlı bombaları olarak aranan kişilerin bulunmadığı öğrenildi. Ancak, bombayı patlatarak 2 polisin şehit olmasına neden olan ölen 2 kişinin kimliklerini belirlenme çalışmaları sürerken, aranan kişiler listesinde olup olmadıkları henüz bilinmiyor. Saldırı hazırlığında oldukları belirlenen IŞİD'lilerin ne zaman ve nerede, kimlere yönelik bir saldırı yapacakları da araştırılıyor. Polisin, eylem hazırlığında olması nedeniyle IŞİD'lilere karşı operasyon düzenlediği öğrenildi. Öldürülen IŞİD'lilerin Suriye'deki IŞİD'lilerle irtibatlı oldukları belirlenirken, birinin Rakka'da bir süre kaldğı belirtildi. Gözaltına soruşturmaları süren 15 kişi arasında 3 kadın da bulunuyor.

 

EVE TUZAKLADIKLARI BOMBALARI DA PATLATMIŞLAR

 

Merkez Kayapınar İlçesi Huzurevler Mahallesi'ndeki hücre evine polisin düzenlendiği operasyonlar sırasında, teröristlerin evlerin duvarlarına da tuzakladıkları bombaları patlattıkları belirtildi. Evlerde yapılan aramalarda ağır silahların yanı sırada el bombaları, silahları gizlemek için içine özel bölmeler yapılan kitaplar, canlı bombalı eylemlerde kullanılmak üzere yelekler, kemer ve bomba yapılında kullanılan malzemeler de ele geçirildi.

 

Çatışmanın yaşandığı hücre evlerinde polisin yaptığı araştırma tamamlanırken, evlerin önünde polisin bekleyişi devam ediyor. İki katlı evlerin duvarlarında patlatılan bombalar ve mermi izleri sonrası harabeye dönerken, çökme tehlikesi olduğu gözlendi. Tamamen kullanılamaz hale gelen evde teröristlere ait eşyalar arasında bulunan kadın saç boyası kutusu da dikkat çekti. Sarı saç rengindeki kullanılmış boya kutusunun üzerindeki kadın fotoğrafını görmemek için beyaz bir bantla kapattıkları görüldü.

 

Huzurevleri 47'nci sokaktaki mahalle sakinleri hücre evinin önünden geçerken bazı pencerelere takılan siyah perdelerin dikkatlerin çaktığını dile getirdi. Hücre evinin hemen yanındaki bahçeli evde oturan Özen ailesi çatışma gecesi yaşadıkları korku dolu anları anlattı. Komşularından şüphelenmediğini belirten 7 çocuk babası Mehmet Özen, evde 4 kişinin bulunduğunu bunların arasında küçük yaşta bir çocuğu da gördüğünü söyledi. Hücre evinde oturanların eve taşındıktan sonra evin etrafına branda döşeyerek kapattıklarını belirten Mehmet Özen, olayı şöyle anlattı.

"Branda döşenince irtibatımız kesildi. Geldikleri gün ben gidip hoşgeldiniz ben yan tarafta oturuyorum diye tanıştık. Daha sonra ben görüşemedim. Branda döşediklerinde brandayı bizim antenimizin üzerine geçirmişler televizyonumuz kanalları göstermeyince eşim onlarla görüşüyor. Hanımım onlara brandadan dolayı televizyon kanallarının çekmediğini belirtmiş onlarda hayır çekmesi lazım diyereke cevap vermiş. Hanımıma uydu anten tamircisiyle konuşacaklarını söyleyince oda konuşun demiş, tamirci brandadan kaynaklandığını söyleyince brandayı bizim antenin üzerinden çektiler. O olaydan sonra onları bir daha görmedik. Yalnız gece özellikle sesler geliyordu. Kürek, kazma, su sesi geliyordu bizde bahçeyle uğraştıklarını düşünüyorduk. O düşünceyle de pek umursamadık."

 

Çatışma gecesi polisin eve gelerek can güvenliklerinin olmadığını evi boşaltmaları konusunda uyarı yapıldığını belirten Mehmet Özen, "Gece 03-04 sıralarında buraya saldırdılar biz ne olduğunu anlamadık yinede saklandık. Polisler bizim eve girip bizi dışarı çıkardılar. Bizim evden karşı tarafa ateş ediyorlardı. Polis bize yan evde canlı bomba olduğunu söyledi. 9-10 kişi olduklarını söylediler. Ama sanırım bu evden 3 veya 4 kişi çıktı" dedi.

 

IŞİD'LİLERE BENZEMİYORLARDI SAKALLARI YOKTU

 

Mehmet Özen'in 18 yaşındaki kızı Seher Özen hücre evinde 3 kişi gördüğünü belirterek , "IŞİD'lilere benzemiyorlardı sakalsızlardı. Evde hiç kadın yoktu ilk taşındıklarında bir kadın gelip evi temizledi. Daha sonra o evde kadın görmedik. Onları bir kaç kez pazar arabasıyla gördüm, bizimle hiç konuşmadılar. Zaten bahçe duvarını brandayla kaplamışlardı onları göremiyorduk. Olay gecesi bahçeden birinin atladığını gördüm, koşarak gidip bir süre sonra geri geldi. Bir gün boru taşıdıklarını gördüm normal çelik kalın borular. Işıkları bile hep kapalıydı" dedi.

 

 

‘Mermilerin üzerine atladılar’

 

Operasyona katılan polislerden alınan bilgiye göre, iki aylık teknik takibin ardından öldürülen IŞİD’liler Diyarbakır nüfusuna kayıtlı değil. Hangi iller olduğu belirtilmezken çevre illerden olduğu bilgisi veriliyor. Operasyon sırasında ellerinde silahlarıyla zırhlı araçların üzerine saldırdıkları söylenen IŞİD mensuplarının kararlılığı operasyona katılan polisleri de şaşırtmış. Bir özel harekât mensubu, "Adeta mermilerin üzerine atladılar" diyor.

5’inin kimlik tespiti yapıldı

 

Öldürülen 7 IŞİD mensubundan beşinin kimlikleri tespit edildi. Suriye’de eğitim gördükleri, birinin IŞİD bünyesinde ‘Kadı’lık yaptığı ve IŞİD’in infaz emirlerini verdiği, diğerinin de komutan düzeyinde olduğu belirlendi.

 

‘Mitingler hedefleniyordu’

 

Ele geçirilen IŞİD mensuplarının Ankara’daki gibi mitingleri hedefledikleri bilgisi de var. Operasyon yapılan evlerde kalırken sakalsız dolaşan ve kendilerine öğrenci görünümü veren IŞİD mensuplarının taşıdıkları kitapların arasında da silah olduğu tespit edildi. Polisin operasyon sonrası evlerde yaptığı aramalarda ele geçirilen silahların yanı sıra bu silahları taşımak için kitapların içlerinin oyulduğu tespit edildi. Ele geçirilenler Emniyet Müdürlüğü’nde sergilendi.

 

Çok sayıda silah bulundu

 

Operayon kapsamında yapılan aramalar sonucunda, 2 kalaşnikof marka silah, 8 tabanca, 17 sağlam fünye, 3 patlamış fünye, 200 kilogram amonyum nitrat, 4 adet el bombası, 128 adet kibrit başı eczası diye adlandırılan fünye, 3 adet EYB dış kalıbı, 95 metre korteks ve çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi.

Devamını oku...

İstanbul’da tinerci dehşeti!

İstanbul Şişli'de, 3 ay içinde tinercilerin aynı parkta ikinci kez bıçakladıkları kişi ölümden döndü.

İstanbul’da tinerci dehşeti!

Şişli’de yaşayan 35 yaşındaki İlker Sepet isimli vatandaş, aynı parkta 3 ay içinde ikinci kez tinercilerin bıçaklı saldırısına uğradı. Aldığı bıçak darbeleriyle ölümden dönen ve yüzü tanınmaz hale gelen Sepet, 30 yıldır yaşadığı evinden taşınacağını söyledi.

İLK SALDIRIDA BAĞIRSAKLARI PARÇALANDI!

İki olay da Halil Rıfat Paşa Mahallesi’nde bulunan Taşkızak Parkı’nda meydana geldi. İlk olayın gerçekleştiği Ramazan ayında gıda sektöründe çalışan ve işten eve dönen İlker Sepet (35), metrobüs merdivenlerinden inip evine doğru giderken parkın içinden geçtiği sırada 1 kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Bağırsakları parçalanan Sepet, yaklaşık 2 hafta hastanede tedavi gördükten sonra taburcu oldu.

İKİNCİ SALDIRIDA FALÇATA İLE YÜZÜNÜ PARÇALADILAR

İkinci olay ise geçtiğimiz günlerde akşam saatlerinde yine işten evine dönerken parkın içinden geçtiği sırada Sepet, iki tinercinin saldırısına uğradı. İlker Sepet’in önünü kesen tinerciler, ellerindeki maket bıçağıyla Sepet’in yüzünü tanınmaz hale getirdi. Sepet, can havliyle parka yaklaşık 50 metre mesafede bulunan evine koştu. Tinerciler ise kaçarak uzaklaştı. Ailesinin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri İlker Sepet’i Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Polis ekipleri, şahısları yakalamak için çalışma başlattı.

DEHŞET ANLARINI BÖYLE ANLATTI

3 gün hastanede tedavi gören Sepet, yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı.

 

Parkın akşam aydınlatmasının olmadığını ve parkta tinerci ve alkoliklerin cirit attığını söyleyen Sepet, “İlk olay Ramazan ayının son günleriydi işten geliyordum burada saldırıya uğradım bağırsaklarım parçalandı. Sonra bir ay hastanede yattım iyileştim çıktım. İkinci saldırı da Cuma günü birkaç gün önce iki kişi tarafından oldu. Maket bıçağıyla yüzümü parçaladılar. 35 yaşındayım çocukluğum hep burada geçmiştir. Burası akşamları alkoliklerle, tinercilerle doluyor. Can güvenliğimiz yok. Gördüğünüz gibi aileler çocuklarını gündüzleri burada parka getiriyor ama akşamları çok tehlikeli. Bu parkın aydınlatması akşamları çok yetersiz. Hiç değilse bir kamera sistemi koyularak güvenliğin arttırılmasını talep ediyoruz. Ben iki kere ölümden döndüm failleri de daha bulunmadı. İki olayda da işten geliyordum. Evim hemen şurada zaten. Ana yoldaki otobüs durağından indim üst geçitin merdivenlerine geldiğim zaman ikinci duraktan bir şahıs bana küfrederek arkamdan geldi. Bende korkuyla parkın içine doğru girdim. Parkın içinde birisi daha önümü kesti. İkisi sıkıştırarak maket bıçağıyla yüzümü parçaladılar. Ben can havliyle yola çıktım onlar da kaçtılar. Ben eve doğru gittim arkadaşlarıma aileme haber vermek için. Daha o ana kadar yüzümde birşey olduğunun farkında değildim. Kanları görünce farkettim. Artık bunların faillerinin bulunmasını istiyorum. Üçüncüye belki yaşayamayabilirim.” dedi.

 

BU OLAYDAN SONRA 30 YILDIR OTURDUĞUM MAHALLEDEN TAŞINACAĞIM

İki olayda da ölümden döndüğünü aktaran İlker Sepet, “İki kez bu olay başıma geldi ikincisi bayağı bir ölümcüldü zor kurtuldum. Artık ailece burada durmam imkansız. Yani çocukluğumdan beri ben buradayım. Dayılarım, teyzelerim burada oturuyor. Ama ben artık burada durmak istemiyorum. Başka bir semte taşınmak istiyorum. En kısa sürede buradan taşınacağım.” diye konuştu.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol