Şansal Büyüka: N’Diaye dönüp gelir

Süper Lig'de haftaya değerlendiren Şansal Büyüka, Galatasaray'ın 1996-2000 yılları arasındaki orta sahayı yakalarsa lige ambargo koyacağını bunu da Stoke City'e giden N'Diaye ile başarabileceğini söyledi.
 
Şansal Büyüka: N’Diaye dönüp gelir

Ünlü futbol yorumcusu Şansal Büyüka bugünkü köşe yazısında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Büyüka sezon başı İngiltere’ye giden Ndiaye için, ”Gittiği Stoke City İngiltere'de düşme adayı olduğuna göre, bakarsınız yeni sezon için dönüp gelir Ndiaye” ifadelerini kullandı. İşte Şansal Büyüka’nın değerlendirmeleri…

AMBARGO KOYDU

İngiltere Premier Lig'de bitime haftalar kala “belli olan” gerçekleşti ve Manchester City şampiyon oldu. Almanya'da Bayern Münih varken, bir başka takımın şampiyonluk şansı zaten yok. Bayern Münih yıllardır ambargo koyduğu şampiyonluğunu çoktan ilan etti.

GÜÇ DENGESİ

Fransa'da PSG de öyle… Ligi çoktan bitirdi. PSG'nin kendisini çok uzaktan da olsa takip eden en yakın rakibi Monaco'ya geride kalan hafta 7 gol atması, nasıl bir güç dengesi olduğunu ortaya koyuyor.

RAKİPSİZ BİTİRDİLER

İspanya'da Barcelona çoktan şampiyon… Hollanda'da PSV şampiyonluğu ilan etti bile… İtalya belli değil ama, en yakın rakibine 6 puan fark atan Juventus henüz adı konmamış şampiyon gibi… Üstelik bu takımlarda, bu liglerde dörtlü-beşli zirve yarışı hiç olmadı. “Acaba mı?” soruları hiç yaşanmadı. Hemen hemen her ligde şampiyon adayları neredeyse rakipsiz gittiler ve işi bitirdiler.

40 YILDA BİR OLUR

Türkiye'de Spor Toto Süper Lig'de ise “40 yılda bir olur” denilen bir şampiyonluk yarışına tanık oluyoruz. Bitime 5 hafta var, birinci ile dördüncü arasındaki mesafe sadece bir maçlık… Yani sadece üç puanlık… Bu üç puanlık fark içinde dört şampiyon adayı var.

HESAP ZOR

Öyle ki birincinin dördüncü, dördüncünün birinci olma ihtimali bile var. Hadi mantık olarak bu hesap zor diyelim ama matematiksel olarak var. Ciddi anlamda var.

HEYECAN VE KEYİF KATTI

Bizim ligde üç büyükler arasında yaşanan şampiyonluk yarışı özellikle son yıllarda bir takımın geride kalması ile iki takım arasında yaşanırken, bu sezon bu yarışı Başakşehir'in de katılmış olması, aralarında “yabancı” görmeye alışkın olmayan Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın, Fenerbahçe'nin huzurunu kaçırdı. Ama futbolsever mutlu… Başakşehir bu yarışa bir başka heyecan ve keyif kattı.

BULUNMAZ BİR FIRSAT

İşin en iyi tarafı son haftaya kadar bu zirve yarışı devam edecek gibi… Kabul ediyorum, futbolun kalitesi tartışılabilir ama mücadele, rekabet ve yarışın heyecanı asla tartışılmaz. Avrupa'nın hiçbir liginde olmayan bu yarışa, “sanal” senaryolarla gölge düşürmeye çalışacağımıza, şunun tadını çıkartalım. Futbol keyfi için bulunmaz bir fırsat son 5 haftada bizi bekliyor.

SÖZ SAVUNMANINDI

Galatasaray, şampiyonluğu “damardan” etkileyecek Başakşehir maçında baştan sona atak oynadı, gol aradı ve haklı bir galibiyet aldı. Galatasaray'ın bu hücum zenginliğine rağmen sanki takıma maçı kazandıran hücumcular değil, savunmacılar oldu. Bir anlamda bu kadar hücum zenginliği olan maçta “söz savunma”nındı.

NEFES ALDIRMADI

Gollerdeki iki imza, sağ bek Mariano ve stoper Serdar Aziz… Orta alanda defansif anlamda Emre ile Arda'ya nefes aldırmayan Donk… Sol savunmadan bıkıp usanmadan hücum bindirmesi yapan Nagatomo… Başakşehir'in dev adamı Adebayor'a nefes aldırmayan iki stoper Serdar Aziz ile Denayer…

ÇOK AÇIK GÖSTERDİ

Galatasaray iyi hücum için önce iyi bir savunma anlayışına ihtiyaç olduğunu Başakşehirspor maçında çok açık gösterdi.

GERİYE GİTMEZ

Babel, Ajax forması görmüş, Liverpool'da oynamış, Hollanda Milli Takımı'nda forma giymiş bir oyuncu… Bu parlak futbol kariyerinde keskin bir düşüş de yaşadı ve futbol yaşamını Arap ülkelerinde sürdürmeye başladı. Sonrası kısa bir İspanya ve ardından Beşiktaş… Hep söylerim, bir futbolcu Şenol Güneş'in eline düşüyorsa öyle kolay geriye gitmez. İleri gider, geriye gitmez…

BU İŞİ İYİ BECERİYOR

Nitekim Babel, Şenol Güneş'in elinde yeniden parlak günlerine dönüp uzun bir aradan sonra Hollanda Milli Takımı formasına kavuştu. Unutmayalım, son dönemlerinde fırtınalar yaşayan ve milli takımı unutan Quaresma da Şenol Hoca'nın elinde yeniden doğdu ve Portekiz Milli Takımı'nın vazgeçilmez oyuncusu oldu. Hoca bu işi iyi beceriyor.

NE EĞİLİYOR NE BÜKÜLÜYOR

Aykut Kocaman'ın bir yanını müthiş takdir ediyorum. “Beğeniyorum” demiyorum, takdir ediyorum. Sezon başından beri hocanın üstünde müthiş bir baskı var. Kamuoyu baskısı, özellikle kendi taraftarlarının ve camiasının baskısı, medya baskısı… Demir olsa eğilip bükülür. Hoca ne eğiliyor, ne bükülüyor..

DİRENMEK KOLAY DEĞİL

Dimdik ayakta ve kendi doğruları savunmaya, uygulamaya devam ediyor. Hoca bu baskılara itibar etse, bunlardan etkilense Valbuena on birin değişmez ismi olurdu. Son Sivas maçında üç oyuncu değişti, genç Oğuz girdi, baskılara inat Valbuena gene şans bulamadı. Açık konuşalım, kendi doğruların için böylesine direnmek çok kolay iş değil… Türk antrenörlüğünde buna alışkın değiliz.

İSTİFA ETTİĞİ HAFTADA…

Puan cetvelinde geride kalan haftaları şöyle bir karıştırdım. Aykut Hoca'nın istifa ettiği 11. hafta sonunda Fenerbahçe 17 puanla 7. sırada, Galatasaray 26 puanla birinci sırada… Arada tam 9 puan fark… Fenerbahçe'nin 11 haftada kaybettiği tam 16 puan…

PANİK TRANSFERLER…

Sonraki 18 haftada Fenerbahçe topladığı 40 puanla, ligin en fazla puan toplayan takımı… Acaba son yılların bu en kötü başlangıcında, çok geç kalan ve son dakikalarda yapılan “panik” transferlerinin olumsuz etkisi olabilir mi?

CESARETSİZ MAÇI

Başakşehir'in hocası Abdullah Avcı, Galatasaray maçı öncesi, “Cesaretle oynamaya geldik” dedi. Başakşehir sahaya çıktı, bu sezonun en “cesaretsiz” maçını oynadı. Ünlü düşünür, “Cesaret, tehlike karşısında aklın ve zekanın kullanılmasıdır” demiş. Başakşehir, Galatasaray karşısında aklını, zekasını ve gücünü kullanamayınca Abdullah Hoca'nın “cesaret” ifadesi lafta kaldı.

DAHA AÇIK YANSITSAYDI

Abdullah Avcı, Galatasaray maçı sonrası Aslantepe için, “Burada her türlü baskı var” dedi, sonra “Biz de saygı bekliyoruz” diye ekledi. Hocanın ne demek istediğini üç aşağı, beş yukarı anladık. Hoca madem bu kadar dertlendi, keşke “baskı-saygı” şikayetlerini biraz daha açık yansıtsaydı.

EY HUZUR NEREDESİN?

Trabzonspor camiasından telefonla şöyle bir tur attım, eski-yeni yöneticilerle konuştum. Trabzonlu dostlarıma, “ne haber” diye sordum. Maalesef ortak görüş şu: Trabzonspor'un rakiplerini yenmesi için önce içindeki rakiplerini yenmesi gerekiyor. Ürkütücü bir tespit bu… Üstelik çok uzun yıllardır böyle ve her geçen yıl bu sıkıntı katlanarak büyüyor. Ey huzur neredesin, Trabzonspor seni bekliyor.

MUHTEŞEM BÜCÜRLER

Galatasaray'ın hocası Fatih Terim, maça baskılı başlangıç için, “1996 ruhuna dönüyoruz” dedi. O günleri hatırlayanlar iyi bilirler, Galatasaray 1996-2000 yılları arasında, dört yıl üst üste şampiyon olup, ardından UEFA şampiyonluğunu yakalarken, resmen “baskın basanındır” anlayışı ile maça başlar ve genellikle ilk 30 dakikada rakibin işini bitirirdi. O günlerin, o yılların unutulmaz bir orta üçlüsü vardı. Suat Kaya, Okan Buruk, Emre Belözoğlu'ndan kurulu “muhteşem bücürler …”

NDIAYE DÖNÜP GELİR

Fatih Hoca böyle bir orta saha yakalayabilirse o ambargo koyduğu yıllara geri dönebilir. Ancak bugünün Belhanda'sı, Feghouli'si ile değil… Hocanın o anlayışı için aslında Ndiaye büyük fırsattı. O da kaçıp gitti… Gittiği Stoke City İngiltere'de düşme adayı olduğuna göre, bakarsınız yeni sezon için dönüp gelir Ndiaye… Hocanın “baskın basanındır” futbolu için büyük şans olur Ndiaye…

Okunma 441 defa